Ekip Kaynak Yönetimi Nedir? – CRM (Crew Resource Management)

Esas itibarıyla Ekip Kaynak Yönetimi, havacılıkta emniyet açısından kritik rol oynayan uçuş ekibinin, güvenli ve verimli bir uçuş operasyonu için tüm kaynakları etkili kullanmasıdır. Böyle bir tanımlamadan tam olarak ne demek istediğini anlamamış olabilirsiniz. Haklısınız. O halde en kolay şekilde şöyle açıklayalım…

Havacılıkta Ekip Kaynak Yönetimi olarak geçen terim; iletişim, durumsal farkındalık, problem çözme, ekip çalışması, karar verme gibi teknik olmayan becerilerin kullanımını kapsar. İngilizce’si Crew Resource Management’tır. Kısaca CRM denir. CRM, uçuşu organize bir şekilde yönetmek için bilişsel ve kişilerarası becerilerle ilgilenir.

Havacılık, 1950’lerden itibaren teknolojide büyük bir değişiklik yaşadı. 1950’de sivil havacılıkta jet çağının ortaya çıkışı, havacılık sektörüne derin ve kalıcı değişiklikler getirdi. Uçmanın emniyetli bir ulaşım aracından ziyade, riskli bir macera olduğu zamanlar vardı. Ancak teknolojideki gelişmeler teknik sorunlarla ilgili kazaların azalmasını sağladı. Mekanik ve yazılımsal gelişmeler bugün teknolojik modern uçaklar yarattı. Ancak, bu kadar teknolojik gelişmenin yarattığı memnuniyet havası pek de uzun sürmedi. Çünkü havacılık o zamanlar hazırlıklı olmadığı yan etkilere maruz kaldı. Neyden mi bahsediyorum? “İnsan faktörü”…

İlk yıllarından beri, bir uçak uçurmak, uçakları mavi gökyüzünde ustaca manevralar yaptırmak teknik bilgisi güçlü zeki ve cesur kaptanların işi olarak anıldı.  Ancak zaman bizlere farklı bir resim daha olduğunu gösterdi. Demek istediğimiz; değişen hava koşullarında 30.000 feet yükseklikte saatte 900 kilometre hızla giden çok motorlu uçakları uçurmak sadece teknik bilgisi kuvvetli kahraman pilotlara atfedilmemeli. Çünkü emniyetli ve konforlu bir uçuş, iyi çalışan ve uyumlu bir uçak mürettebatının başarısından doğar. Maalesef 1950’lerde pek de üstünde durulmayan bir konudur bu…

İletişim, karar verme ve liderlik gibi insan faktörü sorunlarıyla ilgili kazaların payı, özellikle 1977 tarihinde yaşanan Tenerife uçak kazasında 580’den fazla kişinin ölümüyle birlikte tahminen % 60 – 80’lik bir oranla zirveye yükseldi.

Konuyu biraz daha açalım…

Nedir bu teknik olmayan beceriler, önce ona değinelim… Teknik olmayan beceriler, uçağın yönetiminden ziyade, uçağın fiziksel operasyonu ile ilgili olmayan becerileri ifade eder. İngilizce’de No-Tech Skill olarak da geçer. Genel olarak, No-Tech‘ler dört alt bölüme ayrılmıştır:

  • Karar verme
  • Liderlik yönetimi
  • Mürettebat İşbirliği
  • Durumsal farkındalık

Son zamanlarda, Ekip Kaynak Yönetimi yani CRM konusu havacılık sektörü dışında da ilgi görmeye başladı. Çoğunlukla petrol ve gaz, nükleer enerji ve sağlık sektörü gibi yüksek riskli ortamlarda bulunan kuruluşlarda, kendi alanlarında bu yöntemi benimsemeye başladılar. Çünkü insan hatalarından kaynaklanan aksaklık ve kazalar artmaya başladı. Doğal olarak insan faktörünü ele alan psikolojik ve sosyolojik araştırmaların önemi daha da artmaya başladı. CRM’de bu araştırmaların sonucu olarak ortaya çıkarılmış bir yönetim tekniği olmuştur.

CRM’in havacılık dışında da ilgi görmeye başladığını belirttik. Yani havacılık sektörü dışında da şirketler, işyeri güvenliğini ve ekip performansını iyileştirmeye yönelik öğrenme ve geliştirme faaliyetleri için her yıl büyük miktarda para harcarlar. Ancak ölçülebilir sonuçlar söz konusu olduğunda, bu faaliyetlerin çoğu kanıt ve titizlikten yoksundur. Havacılıkta ise CRM daha titiz işlenir. Bugün havayolu şirketlerinin çoğu kokpit ekibi istihdam ederken CRM mülakatı yapar. Tamamen kişilik özelliklerinin araştırıldığı bu sözel mülakat alanında uzman psikologlar tarafından yürütülür.

Belki şuan şöyle düşünüyor olabilirsiniz – “Bir insanı 45 dk – 1 saatte tanımak mümkün müdür?… Tabii ki bu alanda uygulanan eleminasyon kişiliğinize ilişkin yüzde yüz kesinlik vermez. Ancak bu mülakatlar kişilik özelliklerini büyük ölçüde ortaya çıkarır. Uzman psikologlar siz ne kadar rol yaparsanız yapın gerçeği içinizden çekip çıkarır bulur 🙂

Şuan CRM’in kafanızda yavaş yavaş oturduğunu düşünüyoruz. Ancak bir örnekle pekiştirmek ve önemini vurgulamak isteriz…

Aralık 1978’in sonlarında, 181 yolcu ve 8 mürettebat taşıyan United Havayollarına ait DC-8 tipi yolcu uçağı Oregon’da düştü. 8 yolcu ve 2 mürettebat hayatını kaybetti. Uçağın kara kutusundan çıkan kaza raporları ve ses kayıtları incelendiğinde uçağın neden düştüğü konusu şok gerçekleriyle netlik kazandı…

DC-8 Yolcu Uçağı

Raporlara göre; mürettebat inişe geçerken uçakta bir iniş takımı sorunu yaşandı. Kaptan pilot çözmeye çabalarken havaalanı yakınında havada bir saat boyunca turladı. Kokpitte pilotların arkasında yer alan uçuş mühendisi, hızla azalan yakıt konusunda kaptanı nazikçe uyarmasına rağmen, kaptan mühendisi dinlemeyip hesaplamalarını kendi yaptı. Son yaklaşmasına başlamak için uzun süre havada bekleyen DC-8 uçağının yakıtı bitti ve bir banliyöye düştü.

Bu kazayla birlikte United Havayolları, kokpit eğitimi prosedürlerini o zamanlar yeni olan Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) konsepti çerçevesinde yeniledi. Geleneksel “kaptan tanrıdır” havayolu hiyerarşisini terk ederek, ekip çalışması ve mürettebat arasındaki iletişimin önemini vurguladı. O zamanlardan beri bu konu sektörün bir standardı haline geldi. Bugün bütün havayollarında kokpit ekipleri düzenli CRM eğitimleri alır, bu konuda gelişim göstermeleri için desteklenirler.

Eğer ki kokpit içerisinde iletişim zayıfsa nelere yol açabileceğini gördünüz. CRM, kokpit ekibinin mürettebat odasına girdiği andan gün sonunda uçuşu terk edene kadar devam eder. Mürettebat odasında geçen uçuş öncesi kararlardan tutunda inişten taksi yapmaya kadar, kokpitin başkalarıyla nasıl etkileşime girdiği ve çevrelerini nasıl algılayacağı, uçuş güvenliği için kritiktir.

İşin özü, insanların hataya açık olduğunu bilmeli ve bu farkındalığa sahip olmalıyız. İşte CRM’de bu öz farkındalığı teşvik etmek için kritik unsurlardan biridir.

Kaynak:

  • ckju.net
  • goflightmedicine.com
  • popularmechanics.com
  • ihf.co.uk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir